KKM’ye 3 ay önce giren bugün yüzde 18 kazandı

Şebnem TURHAN

Türkiye piyasaları Türk Lirası’ndaki sert değer kaybıyla karşı karşıya kaldı. Bir günlük yükseliş yüzde 2,6’ya dayandığı dolar/ TL’de 17.19 lira aşıldı. Kurdaki bu sert hareket Türkiye’nin dolar cinsi tahvillerinin fiyatını 7 Mart’tan bu yana en düşük seviyeye düşmesine neden olurken 5 yıllık iflas risk primi CDS’ler 768 ile rekor seviyelere çıktı. Mayıs başından bu yana dolar/TL’de yükseliş yüzde 15,7’ye ulaşırken yılbaşından bu yana artış da yüzde 28’i aştı. Kurdaki önceki yükselişlerin aksine Borsa İstanbul BİST100 endeksi de günü yüzde 4,07 düşüşle kapattı

Analistler kurdaki bu sert hareketlerin enflasyona yansımasının çok daha hızlı olduğunu belirtirken önümüzdeki aylarda yüzde 85 seviyesinde bekledikleri tüketici enflasyonunda zirvenin yüzde 92-93 seviyelerine çıktığını vurguladı.

Öte yandan kur korumalı TL mevduat hesabı ile de Hazine ve Merkez Bankası’na binen yük kurlardaki artışla her geçen gün katlanırken 3 ay önce KKM hesabı yapan bir mudinin bugün itibariyle üç aylık kazancı yüzde 18’i aştı. Euro/TL de 18.36 seviyesinin üzerine çıktı, ons altının fiyatında değişim yaşanmazken Türkiye’de gram altının fiyatı 1023 liranın üzerine geldi.

3 ay önce giren bugün KKM’den yüzde 18,3 kazandı

Kurlardaki bu sert yükselişler ekonomiyi dört bir koldan olumsuz etkiliyor. Analistlerin verdiği bilgilere göre ilk olumsuz etki KKM hesaplarında gözlenecek. Özellikle önümüzdeki temmuz ve ağustos aylarında şubat ve martta döviz hesaplarını KKM’ye çeviren tüzel kişilerin 6 ay sonra ilk dönüşleri var. Bu durum Merkez Bankası’nı ve Hazine’nin yükünü oldukça artıracak. Ki şimdiden Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda ek bütçe çalışmalarına başlandı.

Ondan önce ise 8 Haziran’da KKM dönüşü gerçekleşen ve 8 Mart’a 100 bin lirasını yatıran mudinin 3 aylık kazancı da yüzde 17’yi aştı. Merkez Bankası’nın 8 Mart itibariyle açıkladığı 14.49 lira olan dolar/ TL kuru yine Merkez Bankası saat 12 itibariyle belirlediği 17.15 lira olarak açıkladı. 8 Mart’ta 100 bin lirası ile 6 bin 901 dolar alabilen vatandaş bugün itibariyle 5 bin 830 dolar alabiliyordu. Böylece 100 bin lirası karşılığında 3 ayın sonunda kazancı 118 bin 352 lira oldu ve bu yüzde 18,3’lük bir getiri elde etmiş oldu.

Eğer kurlardaki bu yüksek seviyeler devam ederse temmuz ve ağustos çok daha sancılı geçecek. Şubat ortasında KKM hesaplarında tüzel kişilere sağlanan kurumlar vergisi muafiyeti sayesinde haftalık artış yüzde 35’lere ulaşmış ve KKM büyüklüğü de 500 milyon liraya dayanmıştı. Şubat ortasına göre dolar/ TL’deki yükseliş yüzde 25’e gelmiş durumda.

Tüketici enflasyonu 3 haneye mi gidiyor

Bir diğer olumsuz etki ise enflasyon üzerinde. Enflasyon beklentileri şimdiden oldukça bozulmuş durumda ve yılsonu beklentileri Piyasa Katılımcıları Anketi’nde yüzde 58’e çıkmışken Reuters’in anketinde ise yüzde 63 seviyesinde bulunuyor. Ancak analistler dolar/TL’nin sadece 1 ay 17 seviyelerinde kalmasının bile yüzde 85 olarak beklenen enflasyonda zirve noktasını yüzde 92-93’e çıkardığını vurguluyor. Üç haneli tüketici enflasyonuna ulaşılmasının da kur seviyesindeki yükselişin devam etmesiyle mümkün olduğuna dikkat çekiliyor. Merkez Bankası’nın enflasyon raporunda yılsonu enflasyon beklentisi ise yüzde 48,2 seviyesinde bulunuyor.

Kur yükselişi küresel olarak artan emtia fiyatları ve yüksek enflasyon nedeniyle hem kamuyu hem de şirketleri sıkıntıya sürüklüyor ve dövize olan talep de artıyor. Böylesi yükseliş dönemlerinde de tüzel kişilerin talebi daha da yükselebilir kaygısıyla artış da gösterebiliyor. Cari açıktaki bozulma kamunun da döviz talebini daha da artırıyor. 40 milyar dolar seviyelerinde yılsonu için cari açık beklentileri kurdaki hareketler nedeniyle yukarı yönlü güncelleniyor. Hem cari açıkta enerji kaynaklı riskler hem de enfl asyon TL’yi olumsuz etkilerken TL’deki bu değer kaybı da hem cari açığı hem de enfl asyonu olumsuz etkilemeye devam ediyor.

Piyasaya göre çare sert bir faiz artırımı mı?

Piyasa uzmanları kurlardaki bu sert hareketlerin önüne geçilebilmesi için klasik iktisat teorilerinin yeniden uygulanmaya başlaması gerektiğini belirtiyor. Uzmanların verdiği bilgiye göre Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz artışının yapılması ve politika faizinin en az yüzde 50-55 bandına çıkarılması gerekiyor. Böylelikle faizde şok etkisi yaratılmasını ve kurun da aşağıya gelmesinin sağlanacağını vurgulayan analistler kur aşağı geldiğinde ise politika faizinde indirimlerin başlanabileceğini kaydetti. Tabii ki bu sert artışın 2023’te ekonomiyi küçülteceğini ve 2024’te çok küçük bir büyümenin yakalanması sonucunu doğuracağını belirten analistler bu önlemlerin alınmaması durumunda da tek çarenin sermaye kontrolü olduğunu ifade etti.

Analistlerin verdiği bilgiye göre yabancının Türkiye sermaye piyasalarındaki payı oldukça düşük olduğu için bu kontrol ithalat kısıtlaması olarak uygulanabilir. İthalatta ise sadece yüzde 7-8 payı olan tüketim malı ithalatında kısıtlama ile de analistler çok büyük bir etki yaratılmasını beklemiyor.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.